Sakarlığın Bu Kadarı!

    Her şey 2 hafta önce başladı. Önce hafif ayak burkulmalarıyla kendini belli eden sarsıklık hâlim, son günlerde hat safhada. Özellikle bu hafta kendimi aştım sarsıklık ve sakarlık konusunda! İşte bir kaç örnek:

1) Evin içinde yürürken resmen önümde duran cisimlere çarpıyorum. Kova, terlik, sandalye hiç fark etmez; Tuğçe önüne çıkanı affetmez!
2) Geçen gün resmen sandalyeyle ayağımın üzerine oturdum. Nasıl becerdim ben de anlamıyorum. Önce sandalyeye oturdum ama baktım ki masaya yeterince yakın değilim, sandalyeyi çekeyim derken ayağımın üzerine çekmişim bir de pat diye oturunca ayağım ezildi. Güleyim mi ağlayayım mı inanın karar vermekte güçlük çekiyorum..
3) Evin içinde yürürken karşıda duran dolabın kapağının açık olduğunu göre göre gidip çarptım! Sonra da kızıyorum, bağırıp çağırıyorum “Kim bunu açık bırakıyo yaaa kapakları niye yapmışlar? Kapatılsın diye!” diyorum. İşin en kötü tarafı ise annemden aldığım “e sen açık bıraktın Tuğçee” cevabından sonra suratımın aldığı şekil..
4) Siz hiç yatağını toplarken bileğini burkan biri gördünüz mü? İşte tam karşınızda duruyor!
5) Yazlık bluzları niye severiz? İncedir, giymesi çıkarması kolaydır, bi damlacık bişeylerdir genelde. Ama nedense ben bugünlerde bu bluzları giymekte zorlanıyorum! Kafamı bluzun içine sokuyorum; fekat gel gör çıkaramıyorum! İçinde kalıyorum!

Evde ve dışarda yürürkenki ayak burkulmalarımı veya elimi bir yerlere sıkıştırmalarımı saymıyorum bile. Biliyorum, geçici bir durum ama geçene kadar gayet sinir bozucu. Ama bir yandan da annemin “aman Tuğçe sen bırak”, “aman Tuğçe ben yaparım sen elleme, git kendine ve çevrene zarar vermeyeceğin bir yerde sadece otur” gibi güzel cümlelerini işitiyorum ve bir çok işten yırtıyorum Ç Yine de söyleyeyim; ben aslında böyle sakar değilimdir, beni yanlış tanımanızı istemem. Valla..

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.